Bir Topun Peşinde İstanbul
Eyüpsultan’da bir futbol topunun peşinden başlayan yolculuk, Hazar Balkır’ı İstanbul’un farklı semtlerine, sahalarına ve insanlarına taşıdı. Çocukluk tutkusu zamanla lisanslı futbola, transferlere ve ilk kazancına dönüştü; İstanbul ise bütün bu yılların değişmeyen sahnesi oldu.
İstanbul’da, Eyüpsultan’da doğdum. 2000 yılında başlayan hayatımın neredeyse tamamı bu şehirde geçti. İstanbul’u hep sevdim ama sanırım onu gerçekten tanımaya, daha çocuk yaşta bir futbol topunun peşinden koşarken başladım.
Kendimi bildim bileli topla aramda başka türlü bir bağ vardı. Sokakta, okulda, evde… Oyuncaklardan çok futbol topunu tercih ederdim. Yedi-sekiz yaşlarımda bu sevgi amatör futbol oynamaya dönüştü. Lisansımı aldım ve yıllarca sahalardan kopmadım.
Futbol benim için yalnızca spor değildi. Aynı zamanda İstanbul’u keşfetme biçimimdi.
Henüz küçücük bir çocukken, maçlar ve antrenmanlar sayesinde şehrin farklı yerlerine gitmeye başladım. Levent’te, Ayazağa’da, Maltepe’de ve daha pek çok yerde sahaya çıktım. Belki başka türlü hiç yolumun düşmeyeceği semtleri, sokakları ve insanları futbol sayesinde tanıdım.
İstanbul benim için yavaş yavaş Eyüpsultan’dan ibaret olmaktan çıktı.
On üç yaşındayken takımımız Eyüpsultan’ı temsil ederek Sakarya’daki Türkiye Şampiyonası’na katılmaya hak kazandı. O yaşta bunun ne kadar büyük bir şey olduğunun belki de tam farkında değildim. Ama bugün geriye dönüp baktığımda, çocukluğumun en güzel hatıralarından biri olduğunu görüyorum.
İstanbul’da sporcu olmak ise her zaman kolay değildi.
Hele bir yandan okuyup bir yandan spor yapmak… Antrenmanlar, maçlar, okul, yollar… Futbol sevgim yüzünden liseyi bir yıl geç bitirdim. O zamanlar bunun bedelini ağır ödediğimi düşündüğüm olmuştur ama bugün o yılları başka türlü yaşamış olmayı da istemezdim.
Sonra transfer dönemi geldi.
Göktürk Saray’dan Kağıthane Spor’a transfer oldum. Kağıthane’de bir yıl altyapıda oynadıktan sonra A takıma yükseldim. Yaklaşık iki yıl, pandemi başlayana kadar orada forma giydim.
Ve hayatımda ilk kez, çok sevdiğim bir şeyi yaparak ciddi sayılabilecek bir gelir elde ettim.
On sekiz-on dokuz yaşlarındaydım. Çocukken sokaklarda peşinden koştuğum top artık bana para kazandırıyordu. Bunun verdiği gurur ve heyecanı hâlâ hatırlıyorum. Kazandığım parayı da hiç düşünmeden ailemle paylaşmıştım.
Futbol hayatımın yaklaşık on iki yılını kapladı.
Sonra pandemi geldi. Amatör branşlar durdu, sahalar kapandı. Hayatımızdaki pek çok şey gibi futbol da bir anda kesintiye uğradı. Ardından üniversite başladı ve profesyonel anlamda futboldan giderek uzaklaştım.
Ama spordan uzaklaşmadım.
Üniversitede Beden Eğitimi ve Spor alanında eğitim aldım. Bugün okulumu yeni bitirmiş biri olarak futbol hâlâ hayatımın özel bir yerinde duruyor. Artık profesyonel hedeflerle değil belki ama arkadaşlarla yaptığımız halı saha maçlarında yine aynı heyecanı hissediyorum.
Bir dönem iki-üç yıl kadar kickboksla da ilgilendim. Kickboks bana futbolun öğrettiğinden farklı şeyler kattı; refleks, denge, beden kontrolü… Sporun hangi dalıyla uğraşırsam uğraşayım, hayatımın önemli parçalarından biri olmaya devam ettiğini fark ettim.
Bugün geriye baktığımda İstanbul’la ilişkimi de biraz böyle görüyorum.
Bu şehirde doğdum, burada büyüdüm. Çocukken bir futbol topunun peşinde semtlerini keşfettim. Sahalarında yenildim, kazandım, arkadaşlar edindim. Yollarda yoruldum. Okulla sporu bir arada götürmeye çalıştım. İlk paramı burada kazandım. Sonra hayat değişti, ben değiştim.
İstanbul’da yaşamak her zaman kolay değil. Bazen insanı yoruyor, bazen de burada var olmanın kendisi mücadeleye dönüşüyor.
Ama bütün zorluklarına rağmen bu şehrin bana sunduklarından vazgeçebileceğimi sanmıyorum.
Belki de İstanbul benim için tam olarak budur:
Bir çocukken önüne düşen topun peşinden koşmaya başlamak ve yıllar sonra dönüp baktığında, aslında bütün bir şehri dolaştığını fark etmek.
Hazar Balkır
İstanbul
Hazar bugün profesyonel olarak futbol oynamasa da spor hayatının bir parçası olmaya devam ediyor. Çocukken futbol sayesinde keşfetmeye başladığı İstanbul ise eğitiminden arkadaşlıklarına ve bugünkü yaşamına kadar hikâyesinin değişmeyen merkezinde.